Sarılmayan İnsanlar, Hafızayı Zorlarlar..

 

Deminden beri düşünüyorum; en son, bir insan, ne zaman sarıldı bana..?

 

Durun durun!.. Öyle hemen karşı cinsi düşündüğümü sanmayın.. Bir kadından bahsetmiyorum.. Sapıklık falan da yapmayacağım.. Kadın kokusunu, kadın tenini, bir kadının dokunuşunu anlatmayacağım.. Herhangi bir kadının bana sarılmasını özlediğimden dem vuracak değilim.. Zaten, ben, eskisi kadar kendimi "erkek" de hissetmiyorum.. Daha "yumuşadım".. Daha çok "kadınsal" düşüncelere daldım.. Öyle tuhaf birşey oldum ki.. Eskisi gibi "erkeksi" düşünceler içinde değilim.. "Erkeksi" düşüncelerden, "insani" düşüncelere kaydığımı, "erkek" cinsiyetinden "nötr" cinsiyetine geçtiğimi düşünmeye başladım.. Belki inanmazsınız ama "beyaz bikinili" bir kadın, eskisi kadar etkilemiyor beni.. "Beyaz ruhlu" erkeklere, "beyaz ruhlu" kadınlara, daha doğrusu "beyaz ruhlu" insanlarla âşk yaşıyorum hâyâlimle.. Sokakta gördüğün güzel kadınlara bakmıyorum sadece, sokakta gördüğüm erkeklerin de güzelliğinin varlığını keşfetmeye çalışıyorum..

 

Ben, bir "insanın" en son ne zaman bana sarıldığını hatırlamıyorum.. Sarılmayı bilirsiniz... Hani kollarınızı iki yana açar, karşınızdaki insana dolar, sonra kollarınızın arasında o insan varken, kollarınızı birleştirmeye çalışır ve o insanla tensel temas kurarsınız ya; ben böyle bir sarılmanın varlığını unuttum..

 

Şaka yapmıyorum.. İnanın, sitem de etmiyorum.. Böyle söyleyerek, "birinin bana sarılması" için yönlendirmeye falan da çalışmıyorum.. Samimiyetime inanın n'olur.. Bu yazı, öylesine yazmak için yazdığım bir yazı değil; tamamen kalbimden ve düşüncelerimden oluşan, tamamen kendimi anlattığım, daha doğrusu hatırlamak için çabaladığımı belirtmek istediğim bir yazı.. Ben, takıntılı bir şekilde deminden beri düşünüyorum; en son, kim, ne zaman, sarıldı bana..? Öyle beni görünce, can-ı gönülden sarılan insanı da düşünmüyorum, resmi, soğuk ve isteksiz olsa bile bir insanın bana en son ne zaman sarıldığını hatırlamaya çalışıyorum.. Ben, en son, ne zaman birinin kolları arasına girdim.. Veya en son birini, ben ne zaman sarıp-sarmaladım.. ?

 

Aklıma birkaç tane sarılma olayı geliyor ama onları da pek sarılmadan saymamak lazım.. Birkaç ay önce, bir kadının evine gitmiştim.. Sohbetimiz yatağa kadar ilerlemişti.. Haliyle yatakta iken bana sarıldığını ve benim de ona sarıldığımı hatırlıyorum ama bu sarılmanın içinde şehvet olduğu için bu karşılıklı sarılma eylemini pek sarılmadan saymıyorum.. Bir de yine birkaç ay önce internetten tanıştığım, kendini "eşcinsel" olarak tanıtan bir erkekle buluştuğumda, o erkek bana Mecidiyeköy'deki köprünün altında sarılmıştı ama o erkekte de benimle ilgili şehvet duyguları olduğundan, onun sarılmasını da, hatırlamak istediğim ve deminden beri aradığım, sarılmadan saymıyorum..  Ben, şehvet hislerinden sıyrılmış bir insanın, ister özlediği için, ister mecbur olduğu için, ister soğuk, iste resmi, isterse isteksiz olsun, kollarını açarak beni sarıp sarmalamasının ne zaman olduğunu bulmaya çalışıyorum..

 

...Maalesef bulamıyorum.. Ve görüyorsunuz, bulamıyor olmanın yazısı yazıyorum..

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !